14.yy civarlarında gerçekleşen Amerika’nın şaibeli keşfinden, Neil Armstrong’un şaibelere karıştığı iddia edilen ay’ağının tozuyla Dünya’ya dönüşünden ve Maradona’nın İngiltere filelerini eliyle attığı golle şaibeli bir şekilde süslemesinden ve hatta galaksinin uzak diyarlarında bulunabilecek tek hücreli canlımsılardan daha mühim olan internetin hayatımızı istila edişi, acaba yeni bir şaibe tarihin sır perdeleri ardından yükseliyor mu kuşkusuyla bizleri korkunçluklara sürüklüyor.

Önü alınamayacak bir vaziyette durdurak bilmeyen internet mefhumu, dark side of the force ile kötü emeller adına tabiî ki kullanılacaktı, aksi durum hayret verici olurdu. Ünlü bir düşünürün de dediği gibi:

“Abur cubur dolduruyorsun herkes ihtiyacını ordan alıyor ama hiç de karışmıyor. Kullanacaksın, nimetlerinden yararlanıp işini göreceksin. Kafayı taktın mı o zaman işin kötü. Çok fazla hikmetine şey yapmamak lazım.”

İşte bu noktada fayda ile faydalanmak’ın hazin bir neticesinin medyanın elinde nasıl da ürkütücü tahayyüller kazandığı pekâlâ ortada.

Algı suistimali üzerinden geniş kitlelere ulaşan medya, yaygınlaşmadan öteye geçen ve kendi başına bir organizma olan internetin dizginlerini sıkıca tutup türlü amaçlar için bu geniş kitleler üzerine çevirmiştir. Bilginin yalnızca fragmanlar olarak tahayyül edilmesi gerektiği zamanlardan geçerken Paperjam, yeni akım medya ve sosyal içerik platformu olarak bu dev fragman çöplüğü içinden daha nitelikli ve daha özenli bir çalışma ile sinema, felsefe, kültür sanat, ekonomi, moda konularıyla birlikte eğlenceli sosyal paylaşım olanakları sunarak bu ürkütücü web dünyasıyla karşılaşmaya hazır ve nazırdır. Ya siz?